
Henri Landru; 1869 Paris doğumlu, katolik, namı değer Mavi Sakal, dul kadın avcısı, aile babası, 10 kadın ve 1 çocuğun katili. babası intihar sonucu annesi de doğal sebeplerden 1910 yılında öldü. Çok yakışıklı biri değildi fakat karakter ve zekâ sahibiydi. Okul ve 18`inde başladığı askerlik hayatı gayet başarılıydı. Makine Mühendisliği okumuştur.
Kuzeniyle olan zoraki ilişkisi hamilelikle sonuçlandı. Bir kızı oldu. 2 yıl sonra evlendiler. 3. çocuğu olana kadar herşey normaldi. Cinayetlerinin adı çıkmaya buradan sonra başlamıştı. Askerlikten kâtip olmak üzere ayrıldığında işverenine bir miktar para aktardı. İşverenin ortadan kaybolmasıyla kendi işini kurmaya karar verdi. 2. el mobilya, araba ve eşya satan ufak bir garaj kurdu. Yeni boşanmış ve eşyalarını satmak için gelen dullar için fazlasıyla sempatik biriydi. Bu dönemlerde bir kaç kez ufak dolandırıcılıktan hüküm giydi. 1900 yılında yanlış kimlik bilgileri ile bir bankayı dolandırmaya çalışmaktan 2 yıl hapiste kaldı. Daha sonra farklı sebeplerden 7 kez daha tutuklandı. Her serbest kalışında eski suç hayatına dönüyordu. Genelde kadınları veya emekli askerleri dolandırıyordu.1908´de ilk kez ölümüne sebep olacak suçtan mahkemeye çıkarıldı. 40 yaşında bir dula, çeyizine karşılık 15.000 franklık karşılıksız çek vermekle suçlanıyordu. Zaten hapisteydi ve kadına yaptıklarından dolayı 3 yıl içerde kaldı.
1. dünya savaşının hemen öncesinde salındı. Gidecek bir yeri yoktu. Ailesiyle çoktan yabancılaşmıştı. Tekrar Askeriye` ye başvurdu, reddedildi. Bir gazeteye dul bayan aradığını uygun bir dille yazarak ilan verdi. “43 yaşında 2 çocuklu dul, iyi gelire sahip, toplum içerisinde belirli bir yeri olan, niyeti ciddi, evlilik düşünen bay dul bayanlarla görüşmek istiyor”. Cinayetleri gerçekleştirdiği 5 yıllık süreçte bu ilana 300`e yakın bayan cevap verdi. Nasıl bir eleme yaptı bilinmez ama ilk olarak Madam Cuchet ile 16 yaşındaki oğlu Landru´nun villasına taşındılar. Bir süre sonra ikisi de ortadan kaybolmuştu. Landru ise karısı Remy`e Madam Cuchet`in saatini hediye ediyordu. Kurbanlar ardı ardına geldi;
- (1915) Jeanne-Marie Cuchet
- (1915) André Cuchet
- (1915) Thérèse Laborde-Line
- (1915) Marie-Angélique Guillin
- (1915) Berthe-Anna Héon
- (1916) Anne Collomb
- (1917) Andrée-Anne Babelay
- (1917) Célestine Buisson
- (1917) Louise-Joséphine Jaume
- (1918) Anne-Marie Pascal
- (1919) Marie-Thérèse Marchadier
Nisan 1915 ve Ocak 1919 tarihleri arasında 10 kadını bu şekilde öldürdü. Birçok şehirde bulundu ama son cinayetlerini Gambais`teki Villa Ermitage de gerçekleştirdi. Öldürmeden önce zehirlediği kurbanları el testeresiyle parçalıyordu. Evinde kurbanların kalıntılarını yok ettiği bir fırın bulunacaktı. Bacadan çıkan duman ve koku fazla dikkat çekmemişti. Dikkatli çalışıyordu. Katlettiği kurbanlarının arkadaşlarına ailesine mektuplar yazarak her şeyin yolunda olduğunu söylüyordu.
1919 da biri dul bir kadının sakallı bir adamla Villa Ermitage ye gittikten sonra ortadan kaybolduğuna dair bir şikayette bulunuldu. Polis araştırmasında buna benzer birkaç şikâyete daha rastladı. Adamın Villa Ermitage da bir evi vardı ama artık ortada yoktu. Bunun üzerine polis araştırması genişletildi. Landru nun ismi ortaya çıkınca, evinde yapılan 2. araştırmada kaybolan on kadının isimlerinin yazılı olduğu kişisel notları ve kullanılmış tren biletleri bulundu. Kasım 1921 de Seine Et Oise mahkemesine yargılanmaya başlandı, hiçbir suçlamayı kabul etmedi. Cesetlerin hiç biri bulunamamıştı. O dönemlerde mutfaktaki fırın normal bir şeydi ve dikkat çekmiyordu. Komşularının duman konusundaki ifadeleri sonucunda polis fırının içerisini araştırmaya başladı. Küllerin arasında toz halinde kemikler bulundu. Sorulan çoğu soruya cevap vermeyi reddetti. Kurbanlarından biri hakkında sorulan direkt soru karşısında “ben kibar bir adamım, madamla olan ilişkimizin, ortaya kendisinden izinsiz çıktığını söyleyemem” dedi.
25 Şubat 1922 de suçlu bulunarak giyotine gönderildi.
46 yıl sonra bir gazete; hapishanede yaptığı ve idamdan önce avukatlarına verdiği çizimlerden birinin arkasında “evet ben yaptım, onları mutfağımdaki fırında yaktım” adlı bir not bulunduğunu iddia edildi.